Kanal Biz yeniden Türksat'ta ama artık bant yayında
9/11/2009 · Kategori: Medya haberleri
![]()
Türksat'la bir sorun yaşayan yayınını sadece digitürk'ten devam eden Kanal Biz yeniden Türksat uydusundan frekans aldı. Yayın Türksat 3a uydusundan ve D-Smart platformları tarafından Kanal 166'dan sürmektedir. Digiturk'ten kaldırılmıştır ve 54 kanala TNT gelmiştir.
UYDU:TÜRKSAT 3A
FREKANS:11.012 MHz
POLARİZASYONU:Vertical (Dikey)
SYMBOL RATE:30.000
FEC:5/6
özgürlük mücadele etmektir - kanal biz
Kanal Türk televizyonunu sattıktan sonra Kanal Biz'i kuran Tuncay Özkan’ın cezaevine girmesinden sonra televizyonu da zor günler geçirmeye başladı. Televizyon merkezini kısa süre önce Ankara'ya taşıyan Kanal Biz yönetimi Digitürk’ten de para ödeyemediği için ayrılmıştı.
Sadece uydu yayını kalan televizyonda dün de tüm çalışanlara televizyonun artık kapandığı bilgisi verildi. 20 çalışandan sadece 3’ü dışında diğerlerine artık gelmemeleri söylendi. Çalışanlar binayı gözyaşları içinde terk ettiler.
Ankara temsilcisi İsmail Dükel televizyonun bundan sonra vizyonu ve fonksiyonunu yerine getiremeyeceğini ve haberlerin yayınlanamayacağını ve kendisinin de diğer arkadaşlarıyla birlikte iş aramaya başladığını bildirdi.
Bu gelişen süreci Kanal Biz Ankara temsilcisiİsmail Dükel Ulusal Tv'ye anlatıyor
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
2 yorum yazılmıştır
Yazan:divxmedya | Tarih: 2009-12-17 08:25:11Konu: yazık oldu:(
Yazan:pckopat23 | Tarih: 2009-12-16 13:14:23Kanal Biz bildiğiniz gibi bant yayına geçmişti ama en azından bir programı vardı, filmler, belgeseller yayınlanıyordu ama dün itibariyle sadece müzik yayını var ve ekranın her tarafında malum telefon numaraları var, daha kötü bir duruma düşemezdi sanırım, çok yazık oldu:(
Konu: BİZ'den buraya kadar...
Her sabah olduğu gibi, huzur içinde girdim yine o kapıdan.
İlk 31 Ağustos 2008 günü girmiştim. Yani resmi olarak açılmadan bir gün önce.
* * *
İki kat aşağı indim. Baktım, İstanbul\'dan Genel Müdür gelmiş. İsmail Bey\'in odasındalar. Konuşuyorlar. Başımla selam verdim, geçtim masama.
Her zamanki gibi, ayağımla bastım Bilgisayarın açma düğmesine. Açılmadan, yine gittim önce çayımı aldım, geldiğimde de açılmış oluyordu.
Bir yandan Emine hanımın demlediği çayı yudumlarken, diğer yandan başladım haberlere göz gezdirmeye. Ne var ne yok diye...
Benden her zaman önce gelen Mehmet yoktu yine bugün. Yıllık iznini kullanıyordu. Emrullah, henüz 2 saatlik yol çilesini tamamlamamıştı.
Dede Korkut Cengiz Abi de yoktu. Kısa süre önce mecburiyetten ayrılmıştı. Zaten hınzır ihtiyar olmadığı için fazlasıyla sessizdi ortam. Benimle uğraşan yoktu. Kola içmeme karışanda.
Gündemi listeliyordum ki, İsmail Bey seslendi içeriden.
- Aydın.
- Buyrun İsmail Bey.
Buruk bir ifade vardı yüzünde. Söyleyeceklerini anlamamak için aptal olmak lazımdı.
- Bitti Aydın. Bugün bir şey hazırlamanıza gerek yok. Bugünü böyle geçirin. Yarından itibaren kimse gelmeyecek...
- Peki.
- Diyeceğin bir şey var mı?
- Sağlık olsun İsmail Bey.
Konuşulacak başka bir şeyde yoktu. Geçtim yerime. Anlamsızca Bilgisayar\'a baktım, \"şimdi ne yapmam gerekiyor\" diye. Listeme takıldı gözüm. Şu yazıyordu ilk sırada:
\"2. Ergenekon 9. Duruşma\"
Buydu aslında her şeyin özeti.
Hukuksuzluğun, Korku İmparatorluğu\'nun, Faşizmin, baskının, yıldırmanın.
Yolsuzlukların, yoksullukların, hırsızlığın, yağmacılığın üstünü örten de buydu.
Şunu yazmışım ikinci sıraya...
\"Erdoğan \'Hazmettireceğiz\' Tepki\"
Böyle işte güzel ülkem. Hazmederek kabullendiriyorlar, daha doğrusu hazmettire hazmettire yapıyorlar. \"Le havle\" diyerek başlıyorsunuz söylenmeye, ama elinizden bir şey gelmiyor. Gün onların günü.
Liste böyle gidiyor. Canı sıkılıyor tabi insanın. Böyle bir durum karşısında o listeyi görünce.
Çayı tazelemek için tekrar mutfağa gittim. \"ALLAH\'ım, her sabahki gibi, işte o günaydın diyen tiz ses\" diye söylendim. Yok nefret ettiğimden değil, sesin sahibi Başak, başımın belası olur da.
Çok sevineceği haberi verdim ona. Bugün montaj yapmasına gerek yoktu.
Eee... tabi sordu niye diye. Bu seferde kötü haberi verdim. Kendi kaşındı ben ne yapayım.
* * *
\"Kara haber tez duyulur\" misali duyan geldi Haber Merkezine.
Erkan, sinirinden gülüyordu.
Teknik\'deki Mehmet\'in durumu daha bir kötüydü. O aynı sendromu gelmeden öncede yaşamıştı. Gittiğin yeri kurutuyorsun diye takılmadan edemedim.
Üzgündü Veli.
Şaşkındı Asena.
Baki\'nin diyecek bir şeyi yoktu.
Olmayanlar vardı birde.
Teknik ekipten Ramazan öğleden sonra gelecekti. Sinan gececiydi. Stajer Emre\'de bir gün önce ayrılmıştı, okullar açılınca.
Müşo\'da geceyi hastanede geçirmiş. O\'da yoktu henüz.
* * *
İnternette haberlere kısa sürede manşet olmuşuz. İtiraf edeyim ki, öyle bahsedildiği gibi kimse ağlamadı. Hüzünlüydük, moralimiz bozuktu elbette, ama gözyaşı dökmedik.
Çalışmıyorduk ki BİZ, mücadele veriyorduk aynı zamanda.
Sıkıntılara göğüs geriyorduk.
Eğmedik ki hiç başımızı.
Ödün vermedik ki hiç şerefimizden.
Niye ağlayalım?
A.K.P.\'li değildik ki BİZ.
* * *
Sahi kimdik BİZ yahu...
Solcu da vardı çalışan, sağcı da;
Ülkücüsü de vardı, Devrimcisi de;
Mili Görüşcü bile vardı.
BİZ, \"Ahde vefalı\" insanlardık.
KanalBİZ çalışanlarıydık.
* * *
Sevgili Ustam, 31 Ağustos 2008\'de beni çağırırken demedi ki, \"gel her şey çok güzel olacak\" diye. Tabiri caizse şunu dedi...
\"Ben seni her türlü sıkıntının, kanın, gözyaşının içine çağırıyorum. İyi bir şey bekleme. İyi düşün kararını ver.\"
Bir tane olumlu lafı yoktu dediklerinde, apaçık bile bile ladesti benimkisi.
* * *
Akşam olmuş, ayrılık vakti gelip çatmıştı artık. Masamı da toplamıştım. Yayının başındaki arkadaş hariç, kimse yoktu. Son kez dedim, Haber Merkezi\'nde şöyle son ses, siyasi fraksiyonuma ters olsada hoşuma giden \"Ciao Bella\" parçasının italyancasını, ardında da \"Çırpınırdı Karadeniz\" türküsünü Azerin\'den dinliyeyim.
Sonra bütün ışıkları kapattım.
Her yer kapkaranlık oldu.
Ayrılık vaktiydi.
Kaç yüz kere inip-çıkmış, koşturmuştum kim bilir, adımlar ağırlaştı birden merdivenlerde...
Öylece çıktım; son kez huzur içinde girdiğim kapıdan.
* * *
Uzun lafın kısası;
Geçmiş olsun Türkiyem. Bugün Muhalefet\'in bir sesini daha, belki de en yüreklisini kaybetti.
Birilerine anlattıklarım gazel geliyor elbette. Şu an onlar kınalanmakla meşgul. Kriz onları zaten teğet geçti, bol bol kınalanırlar artık.
Gün onların günü.
Ama bilirim ki...
Keser döner, sap döner;
Bir gün hesap döner.
kurultay.net yazarı Aydın TAŞ
« Önceki ::